13 Ocak 20269 mins

Tehlikeli iş makinalarında neden kaza oluyor?

Tehlikeli iş makineleri etrafında, geleneksel güvenlik önlemlerine rağmen kazaların neden hâlâ yaşandığını net ve veriye dayalı şekilde ele alan bu yazı; sensör tabanlı koruma sistemlerinin gizli sınırlarını ortaya koyarken, yapay zeka destekli kamera teknolojilerinin neden çok daha güvenli, güvenilir ve üretim dostu bir yaklaşım sunduğunu açıklamaktadır. Sürekli alan izleme, manipülasyon tespiti ve uzuv bazlı risk analizi sayesinde, modern tesislerin verimlilikten ödün vermeden kazaları oluşmadan önce nasıl engelleyebileceğini göstermektedir.

accidents in industry

Öncelikle tehlikeli iş makineleri kavramını netleştirmek gerekir. Demir-çelik sektöründe kullanılan büyük pres makineleri, maden ve çimento tesislerindeki yüksek kapasiteli öğütücüler, metal işleme hatlarında yer alan kesme, bükme, ezme ve demetleme makineleri bu sınıfa giren başlıca ekipmanlardır. Bununla birlikte konveyör sistemleri, silindirli merdaneler, robotik üretim hücreleri, hidrolik presler ve otomatik paketleme hatları da kontrolsüz temas halinde insan vücudu veya uzuvları için ciddi risk oluşturur. İnsanla aynı çalışma alanını paylaşan, otomatik veya yarı otomatik şekilde hareket eden ve yüksek kuvvet, hız ya da enerji üreten tüm bu makineler, iş güvenliği açısından tehlikeli iş makineleri olarak değerlendirilir.

Bu makinelerin tehlikeli olmasının temel nedeni, çalışanlarla iç içe çalışmak zorunda olmalarıdır. Üretim süreçlerinde bu tür makineler aktif haldeyken, çevresinde görev yapan ya da merakla sistemi izleyen çalışanlar risk alanına farkında olmadan girebilmektedir. Tehlike yalnızca bilinçsiz davranışlardan değil; üretim hızının, gürültünün ve karmaşık iş akışlarının yarattığı dikkatsizlikten de kaynaklanır. Bu nedenle birçok tesiste bu makinelerin etrafında sensör, lazer tarayıcı veya ışık perdesi gibi koruyucu sistemler kullanılmaktadır. Ancak bu tür çözümler, kör noktalar nedeniyle her zaman tam güvenlik sağlayamaz. Sensör alanına bir kişi girdikten sonra sistem yeniden başlatılabilir ve içeride bulunan çalışan, makinenin tehlikeli hareketleriyle baş başa kalabilir. Bu durum, kağıt üzerinde güvenli görünen sistemlerin sahada ciddi güvenlik zaafları oluşturmasına neden olmaktadır.

İş güvenliği açısından sensörler, lazer tarayıcılar ve ışık perdeleri önemli birer önlem olsa da, tek başlarına yeterli güvenlik seviyesini sağlayamamaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık 2,3 milyon kişi iş kazaları nedeniyle hayatını kaybetmekte, yüz milyonlarca çalışan ise yaralanmaktadır. Bu kazaların önemli bir bölümü, ağır ve tehlikeli makinelerle insanın aynı alanı paylaştığı tesislerde meydana gelmektedir. Mevcut sensör tabanlı sistemler; lazerin kapatılması, sensörün üstünün örtülmesi ya da geçici olarak devre dışı bırakılması gibi yöntemlerle kolayca manipüle edilebilmektedir. Bu durum, güvenlik sisteminin var olmasına rağmen fiilen işlevsiz kalmasına yol açmaktadır. Tam da bu noktada yapay zeka destekli kamera sistemleri devreye girer. Görüntüye dayalı çalışan bu sistemler, kör nokta problemini ortadan kaldırmakla kalmaz; çalışma alanında bir insan bulunduğu sürece makinenin aktif hale gelmesini otomatik olarak engeller. Böylece yalnızca uyarı veren değil, riski fiziksel olarak durduran bir güvenlik yaklaşımı sunarak hem kazaların hem de bilinçli veya bilinçsiz manipülasyonların önüne geçilmiş olur.

Peki, yapay zeka destekli kameralar sensörlere kıyasla neden çok daha verimli çalışır?

Geleneksel sensör sistemleri yalnızca belirli bir geçiş hattını veya tanımlı bir çizgiyi kontrol eder. Sensör alanından bir geçiş algılandığında sistemi durdurabilir; ancak kişi bu alanı terk etti mi, hâlâ tehlikeli bölge içinde mi, bunu algılayamaz. Dahası, sensörlerin doğal olarak sahip olduğu kör noktalar, bu alanlardan içeri giren bir kişi için sistemi tamamen işlevsiz hale getirebilir. Bu da, sahada sensör olmasına rağmen gerçek bir güvenlik sağlanamamasına neden olur.

İş sağlığı ve güvenliği açısından yapay zeka destekli kameralar bu noktada çok daha bütüncül ve güvenli bir yaklaşım sunar. Alanı sürekli olarak izleyen bir kamera sistemi, yalnızca geçiş anını değil; kişinin alana girmesini, alanda kalış süresini ve alanı terk etmesini eksiksiz şekilde analiz eder. Tehlikeli bölge içinde bir kişi bulunduğu sürece ürettiği sürekli çıkış sinyali sayesinde makinenin çalışmasına izin vermez. Kişi alanı tamamen terk etmeden sistem aktif hale gelemez. Ayrıca bu sistemler, kameranın kapatılması, görüş alanının engellenmesi veya bilinçli müdahale gibi manipülasyon girişimlerini de algılayarak hata durumu üretir ve operatörleri açık şekilde uyarır. Böylece yalnızca kazaları önlemekle kalmaz; güvenlik sisteminin kasıtlı olarak devre dışı bırakılmasının da önüne geçer.

İş sağlığı ve güvenliği açısından yapay zeka kameralarını sensör tabanlı sistemlerden ayıran bir diğer kritik unsur, uzuv bazlı tespit yapabilme yeteneğidir. Her tehlikeli makinede risk, makinenin etrafında bir insanın bulunmasıyla başlamaz; çoğu zaman risk, insanın vücudunun belirli bir parçasının tehlikeli bölgeye girmesiyle ortaya çıkar. Örneğin küçük bir pres makinesinin çevresinde bir çalışanın bulunması tek başına bir sorun teşkil etmeyebilir. Ancak aynı çalışanın pres alanının altına elini uzatması, saniyeler içinde ciddi ve geri dönüşü olmayan bir iş kazasına yol açabilir. Nitekim ağır yaralanmaların büyük bir kısmı, insan vücudunun yalnızca tek bir uzvunun tehlikeli bölgeyle temas etmesi sonucu gerçekleşmektedir.

Geleneksel sensör sistemleri bu ayrımı yapamaz. Bir kişi makineye yaklaştığında sistemi tamamen durdurur; bu da gerçek bir risk oluşmadan gereksiz duruşlara ve üretim kayıplarına neden olur. Özellikle seri üretim yapan tesislerde, bu tür gereksiz duruşlar yıllık bazda %5–10 arası verim kaybına yol açabilmektedir. Yapay zeka destekli kamera sistemleri ise ortamı sürekli analiz ederek çok daha akıllı kararlar alır. Çalışan makinenin yakınına geldiğinde önce uyarı üretir; ancak pres bölgesine el uzatıldığında yalnızca ilgili uzvu algılayarak makineyi anında durdurur. Böylece hem gerçek risk anında müdahale edilir hem de güvenlik bahanesiyle üretimin gereksiz yere yavaşlatılmasının önüne geçilir. Bu yaklaşım, iş güvenliği ile üretim verimliliğini birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan iki unsur haline getirir.

Sonuç olarak tehlikeli iş makinelerinde kazalar, çoğu zaman makinenin kendisinden değil; insan, ortam ve teknolojinin aynı anda yeterince kontrol edilememesinden kaynaklanır. Geleneksel sensör çözümleri belirli bir noktaya kadar koruma sağlasa da, modern üretim sahalarının karmaşıklığı karşısında yetersiz kalmaktadır. Yapay zeka destekli kamera sistemleri ise sahayı bir bütün olarak görerek, riski oluştuğu anda algılayan ve doğrudan müdahale eden yeni nesil bir güvenlik yaklaşımı sunar. Bu yaklaşım, iş güvenliğini üretimin önünde bir engel olmaktan çıkarıp, üretimin sürdürülebilir bir parçası haline getirir. Bugün artık soru “Bu sistemler gerekli mi?” değil; “Bu kazalar neden hâlâ önlenebilirken yaşanıyor?” sorusudur. Gerçek güvenlik, yalnızca önlem almakla değil; doğru teknolojiyi doğru yerde kullanmakla sağlanır.

Bugün üretim tesislerinde iş güvenliği, yalnızca yasal bir zorunluluk değil; verimlilik, süreklilik ve kurumsal sorumluluk meselesidir. Yapay zeka destekli kamera sistemleri, kazaları olduktan sonra raporlayan değil; oluşmadan önce engelleyen bir yaklaşım sunar. Bu sayede hem çalışanlar korunur hem de plansız duruşlar, üretim kayıpları ve telafisi zor iş kazalarının önüne geçilir. Modern tesisler artık güvenliği insan refleksine veya manipüle edilebilir sensörlere bırakmıyor; görerek karar veren, anında müdahale eden akıllı sistemlerle yönetiyor. Gerçek yatırım, maliyeti kazadan sonra ödemek değil; kazayı hiç yaşatmayan teknolojiyi bugün devreye almaktır.